OKULLARDAKİ ŞİDDET
Geçen gün Mersin’de bir müdür yardımcısı, Kastamonu’da ise bir müdür, veli şiddetine maruz kaldı. Birinin başında sandalye diğerine ise silahla saldırı oldu. Her iki olayda da sözde, veliler şiddete karşı tepkilerini göstermekte… Yani şiddet, şiddetle çözülmeye çalışılmakta…
“Çivi çiviyi söker.” hesabı güdülerek yapılan eylemler, eğitim camiasını bilmem ama beni gerçekten üzmekte… Hemen hemen her gün buna benzer birkaç haber okumaktayım. Ya öğretmen dayak yiyor ya da öğrenci… Pergelle dayak yiyen öğrenciler, öğrencisi tarafından tokat atılan öğretmen vs vs
Dün sabah da Kocaeli’nin Gölcük ilçesindeki bir velinin öğretmeni dövdüğü ve okula girmesinin yasaklandığı haberi gündemdeydi. Çocuğu dayak yiyen veli susacak mı? Peki, veliden dayak yiyen öğretmen ne yapacak? Biz şiddete karşı bu kadar hassas bir toplum mu olduk? Medyada çıkan “cani öğretmen” haberlerini okudukça, okullara saldırmaya başlayan velilerin sayısı gün geçtikçe artar oldu. İlk olarak kadın programlarında sıkça duymaya başladığımız psikolojik sorun muhabbeti, herkesin diline pelesenk oldu. Her insan kendi çapında psikolog olmaya başladı.
Dün, çocuğunu anlayıp dinlemeden okul basmaya gelen bir velinin okuldaki rezaletini izlemek zorunda kaldık. İşte, hiçbir basında duyamayacağınız bir haber de benden... Çocuğu ilizyon gösterisini izlemek için babasından 1,5YTL istemiş. Ancak babasının, böyle bir etkinlik için para vermeyeceğini düşünen çocuk, “Öğretmenim istiyor.” diyerek yalan söylemiş. İşte bu söz, babayı çileden çıkarıp okulda fırtınalar estirmesine neden oldu. Para veremediği için çocuğunun psikolojisinin bozulduğunu küfrederek anlatmaya başladı. Ne öğretmen adama derdini anlatabildi ne de idareciler… Çünkü o, bozulan psikoloji peşindeydi. On yaşındaki çocuğunun kolunu çekiştirerek, “Anam avradım olsun hepinizi yakarım. Gelmişinizi geçmişinizi ….rim!” diye bağıran bir velinin çocuk psikolojisinden ne kadar anladığı ortadaydı.
Biliyorum, kimse çocuklarını okula dayak yesin diye göndermiyor. Ancak ne zaman ki “Döveceksem de söveceksem de ben yaparım.” zihniyeti ana babalardan uzaklaşır işte o zaman tepkilerinde herkes haklı olur. Şu anda iki taraf için de hak söz konusu olamaz. Önce “Senin bir psikolojik sorunun var.” muhabbetinden kurtulup, şiddetin tanımını bilmek gerekir. Eğer çocukta uyum problemi varsa bunu önce veli kendinde aramalı… Tapma derecesinde dizi manyağı olmuş bir toplumda sağlıklı çocuk yetiştirmekten bahsetmek ne derece doğru… Babası ile röportaj yapmasını istediğim bir çocuk bir hafta ödevini getiremedi. Sebebine gelince; aile cümbür cemaat dizi izliyor ve babanın çocuğuna ayırabileceği yarım saati bile yok. En sonunda öğrencim, röportajını babası ile yapmış gibi bana getirdi. Ve yemin ederek “Öğretmenim vallahi de babamla röportaj yaptım” dedi. Çocuk yalan söylemeyi nereden öğreniyor acaba? Ya da arkadaşlarına küfretmeyi, şiddet kullanmayı, hırçın davranışlar sergilemeyi…
Her ne sebeple veya her kim yaparsa yapsın şiddeti savunmam imkânsız… Ancak şu unutulmamalı ki biz öğretmenler seçilmiş kişiler değiliz. Mükemmel üstü yaratık olarak Dünya’ya gelmedik. Herkes gibi sinirlenip, hata yapan, problemleri olan canlılarız. Bu haberlerin öğrenci, öğretmen ve veli üzerindeki olumsuz etkilerini maalesef ki bizler çekiyoruz. En ufak bir olayda “Gazetecileri çağıracağım.” veya “Senin de filanca yerdeki öğretmen gibi iyi bir dayağa ihtiyacın var.” diye tehdit edilen, hakarete uğrayan bizler oluyoruz. Medyatik olmak sanki kanımızda var. Olumlu davranışlardan çok olumsuzları örnek alıp çete kurmaya çalışan bir ortamda bu haberler duyuldukça giderek saldırganlaşır olduk.
Makam mevki sahibi olanlar ise (Çan kaymakamı gibi) evlatlarının gönlü hoş olsun diye öğretmeni karakola aldırır, daha da üstleri sürgüne yollar.
Artık olumsuz bir davranış gördüğümüz zaman çocukları uyarmaya korkar olduk. Kaşını kaldırsan suç, neden öyle yaptın diye sorsan suç, başını okşamak istesen o da suç… Peki neden? Çünkü öğretmen çocuğun psikolojisini bozabilir. Zaten bu milletin bozulan psikolojisi öğretmenler yüzünden oldu. Medyada konu sıkıntısı mı var? Patlat bir cani öğretmen hikâyesi, kopar yaygarayı, doğru mu değil mi ne önemi var ki… Yeter ki haber olsun. Nasıl olsa haberi yazan kişiye, en iyi avukatlarını yollayıp tazminat davası açamaz. Vurun abalıya gitsin.
Bildiğim bir şey var ki o da bu haberler öğretmen, öğrenci ve veli arsındaki saygı, sevgi ve güveni giderek ortadan kaldırmakta… Şayet istenilen buysa, herkesin gönlü rahat olsun. En sonunda bunu da başardılar.
| Date: 19 May 2008, Monday | Comments (2) | Add Comment |
nelly: SEVGİLİ ÖĞRETMENİM NERDES...
yasardilsiz: Şaşırtıcı delmesine şaş...
nelly: bende bu tarz reklamları izle...
nelly: Neden bu son günlerde şiddet...
Neden bu son günlerde şiddet ,küresel ısınmanın sonucumu yoksa,yada aileler evlatlarına terbiye veriyorda çocuklarmı terbiyeyi alamıyor.Gidişat kötü
(20/05/2008 23:09)
Maalesef bu üzücü olayları şaşkınlıkla izliyoruz:(
(22/05/2008 01:51)